İstanbul’un Leziz Mekanları

Bu yazım 15.06.2021 tarihli Diriliş Postası Gazetesi 14. sayfada yayınlanmıştır.

İstanbul, konumu itibariyle birçok lezzete ev sahipliği yapmakla beraber gastronomi açısından da içinde zengin bir yemek kültürünü barındırıyor. Dünyadaki birçok lezzetin belki de en iyi biçimde temsil edildiği kent olmasının yansıra neredeyse Anadolu’nun tüm yemeklerinin de İstanbul’da en iyi şekilde icra edilmesi de onun bir lezzet şehri olma unvanını hakkettiğini gösteriyor. İstanbul’un, çeşitli din, dil, ırk, mezhep ve milletlere ait insanlarla birlikte Anadolu’nun tüm kentlerinden çok sayıda insanın burada yaşaması bu kente farklı bir gastronomi zenginliği katmış.

Aretas Cafe

Bir tarafta akan su, diğer taraftan ağaçların altında ferah bir ortam, harika bir yer ve muhteşem bir manzara eşliğinde kahvaltı. Güler yüzlü ve mütevazi çalışanların yüksek ilgi ve alakası, hem lezzetli hem de doyurucu yemekleri, denize bağlantılı deresiyle birlikte güzel ve ideal bir ortam.

Bir pazar günü ailecek çok sevgili dostum, Boğaziçi Aşçılar Derneği Başkanı Mustafa Küçükoğlu şefimin koordinatörlüğünü yaptığı Aretas Kafeye gittik. Kızım her gittiği yeri biraz zor beğenmesine rağmen buraya bayıldı diyebilirim. Beykoz Anadolu Hisarındaki kafede, Göksu nehrinin hemen yanı başında akan suyun sesi eşliğinde nefis bir kahvaltı yapma imkanı elde ettik. Bu şahane atmosferde kahvaltı lezzetini denemek isteyen mutlaka gitmeli bence.

İstanbul Anadolu yakasındaki en iyi kahvaltının ve eşsiz lezzetlerin adresi, Göksu nehrinin hemen yanı başındaki ‘Aretas Cafe’

Dere kenarında nefis kahvaltı

Nehir kenarında çok başarılı bir dekorasyon, sıcak ve özenli personele sahip bir yer Aretas Cafe. Lokasyon, ambiyans iyi de kahvaltı nasıl derseniz, bence lezzet açısından İstanbul’un en iyi 3 mekanı arasına girebilir. Tahta üzerindeki peynir sunumları çok başarılı. Menemen bana göre standardın epey üzerinde idi. Döküm tavada taze baharatlı sucuk ızgaraları ise nefisti ve tabi ki sınırsız çay, servis hızlı ve her yer tertemizdi. Ortaya servis edilen karışık pide ise tek kelime ile kahvaltıyı tamamlayan lezzetin son halkası oldu. Eğer nehir kenarı masa isterseniz 3-4 gün önceden rezervasyon yaptırmanız gerekir. Hizmetinden tutun yemeklerin hazırlanışına kadar en önemlisi de müşterilere karşı nazik ve kibar davranışından dolayı Mustafa Bey’e teşekkürlerimi sunarım.

Beşbıçak Steakhouse

“Damağınızdaki Lezzet Şöleni” sloganıyla yola çıkan Beşbıçak Steakhouse, Beylikdüzü ve Bahçeşehir’ de bulunan 2 adet Restoranı ile et severlere şahane lezzetler sunuyor.

Kurulalı 5-6 yıl olmasına rağmen et severlerin uğrak bir noktası olan Beşbıçak Steakhouse restoranının Beylikdüzü şubesine bir grup lezzet yazarı arkadaşla gitmiştik. Burger dahil tüm et lezzetlerini çok beğendim. Bizi karşılayan ortaklardan Serkan Bey ve Şef Erdi Bey oldu. Şef Erdi Özcan, çok genç bir yaşta atılmış bu mesleğe ve mutfak alanında çok önemli başarılara imza atmış. Değişik alanlarda bir dönem çalıştıktan sonra, ‘Günaydın Et’in sahibi Cüneyt Asan’ın önemli şeflerinden biri oluyor. Malum Usta ünlü Nusret’inde ustası idi ve o yetiştirmişti. Erdi Şef kuzeni Serkan Kekik ve diğer 3 ortağıyla birlikte bu markayı kuruyorlar.

“Beşbıçak” marka hikâyelerinin çok eski olmadığını anlatan Şef Erdi “Geçmişimiz çok uzun değil ama heyecanımız ve farklı olan konseptlere olan arzumuz bizi bu mekânı açmaya yönlendirdi” diyerek kuruluş heyecanını anlatıyor.

Beşbıçak’ın mimarisi de şahane

Restoranların mimarisi, ferahlığı, renklerin sıcaklığı ve restoranı açarken aylarca süren zahmet hep müşterilere en iyisini sunmak için. Mekan dizaynının mükemmelliği restorana giren insanları kendine hayran bırakıyor. Ekibin güler yüzü, odun kömüründe pişen ızgara etler, mantarların kokusu ve kendi fırınlarında pişirdikleri sağlıklı ekmekler vs. hepsi gelen müşteriyi mest eder nitelikte. Ağızları sulandıran lezzetler ise en iyi şeflerin eseri. Beşbıçak markasında mimariden tutun tüm nefis lezzetlere kadar yapılan her şey insanların bu mekanda keyifli saatler geçirmesi için. Bence en önemlisi de lezzet konusunda taviz vermeden bu sektörde ilk markalardan biri olmayı hedeflemeleri.

Soriso Pizza

Ristorante Soriso 2021 yılının ocak ayında Hüseyin Kavuk tarafından İstanbul Beylikdüzü’nde bölge insanına hak ettikleri gerçek İtalyan lezzetlerini sunmak gayesiyle kurulmuş.

Açılalı henüz haftasını doldurmadan değerli bir dostumun referansıyla uğradım bu pizza mekanına. Normalde pek pizza yiyen biri değilim ancak güvendiğim yer olursa tadına bakarım dediğim bu lezzeti ‘Soriso Pizza’da tam anlamıyla yeniden keşfettim diyebilirim. Pizzada kullanılan malzemeler ve soslara kadar her şey birbiriyle çok uyumluydu. Kaliteli malzeme ile usta ellerde hazırlanan pizzanın tadı damağımda kaldı. Ayrıca pizzanın yanında makarna ve salata çeşitleriyle de Soriso Pizza, bir İtalyan Restoranı konsepti ile hizmet veriyor. Yasaklar hariç haftanın 7 günü, 11:00 – 24:00 saatleri arasında açık olan mekanda çok farklı çay ve kahve seçenekleri de bulunuyor.

 “Pizzanın En Lezzetli Hali”

Sloganı ile sektöre atılan marka, bu işte en iyi pizza ustalarından biri olan İtalya ve Avusturya’dan deneyimli İsmail Şef’i alarak işe başlamış. İtalyan lezzeti olan pizzayı özünden çok şey kaybettirmeden Türk damak tadına yakın hale getiren marka, bu sektöre çok kısa zamanda adını yazdıracak gibi görünüyor. Paket servisi konusunda çok iddialı Soriso Pizza’nın kurucusu Hüseyin Bey, eve sipariş verenlerin çok memnun kaldıklarını hatta restorana gelerek bizzat teşekkür ettiklerini ve mekanda fırından yeni çıkmış pizza yemek istediklerini söylüyor. Beylikdüzü’nde yenilebilecek en güzel, en uygun, en kaliteli butik pizzacısı olarak görülebilir. Leziz ve bol malzemeli pizzalarıyla henüz 5-6 aydır açılmış olmasına rağmen müşterilerin gönlünde taht kurmuş. En küçük boy pizzası dahi inanılmaz doyurucu ve fiyatı diğer zincir restoranlara göre çok daha uygun. Umarım uzun yıllar bu kalitede hizmet vermeye devam eder.

Zahter Kilis Sofrası

Başakşehir Kayaşehir bölgesinde, yeni açılan Başakşehir Çam Sakura hastanesinin tam karşısında kurulan Zahter Kilis Sofrası, Gaziantep Kilis Lezzetlerini resmen İstanbul’a taşımış.

Pandemi başlangıcı olan Mart 2020 tarihinde, Şükrü Gümüşoğlu ve babası tarafından kurulan Restoranın adı Zahter, Gaziantep yöresine ait bir kekik türünden gelmektedir. Görünüş itibariyle kekik bitkisine benzetilse de çok farklıdır, yemeklerde kullanılır ama çay olarak tüketildiğinde de insan sağlığına çok faydalıdır. Mekan sahibi genç ve yetenekli Şükrü Bey, pandemi şartlarında biraz zorlandıklarını ama ayakta kaldıklarını ve müşterilerinin her daim hizmetlerinde olduğunu belirtiyor. Başakşehir, Kayaşehir ve özellikle Çam Sakura hastanesinden lezzetlerine talep geldiğini belirten Şükrü Bey, eti güvenilir bir yerden aldığını, ustaların çoğunu özel getirttiğini ve bu bölgenin en iyi mekanı olmak istediğini belirtiyor. Ayrıca hastaneye gelip gidenlerin de yakınlık ve nefaset açısından uğrak noktası olmak istiyor.

Gaziantep Kilis Lezzetleri İstanbul’da

Kayaşehir girişinde bulunan Zahter Kilis sofrasına her uğradığımda, yediğim lezzetlerin başında Lahmacun geliyor. Antep usulü, taş fırından çıkmış bir şekilde incecik hamuruyla çıtır çıtır bir lezzet olan lahmacun burada gayet şahane yapılıyor. İçli köfte de tam istediğim şekil az cevizli ve kıvamında pişmiş. Ancak asıl sofranın sultanı karışık kebap tam bir efsane. Etlerin lezzeti alenen kebaplardan belli oluyor. Gaziantep yöresine ait lezzetler ve özellikle Kilis usulü ali nazik konusunda çok iddialı olan mekanda yöresel ürünler de satılıyor. Kaliteli ve güvenilir gördüğüm bu restorana mutlaka gidin derim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir